27 Nisan 2018 Cuma

EĞİTİMCİLER MESLEK ODASI GELİYOR...

DOGMATİK ZİNCİRLER,PLATON ve EĞİTİM

Ülke olarak, tüm toplumsal alt yapılarda, bu durumdan kurtulmanın, başka bir deyişle dogmatik zincirleri kırarak, gün ışığına çıkmanın yegâne yolunun nitelikli bir eğitim sisteminin oluşturulmasından geçtiğini, nitelikli bir eğitim sisteminin de iyi yetiştirilmiş, bilimsel düşünce yanlısı öğretmenler üzerine yapılandırılması gerektiğini bir kez daha vurgulamak gereksinimi hiç önem kaybetmemiştir.

12 Aralık 2017 Salı 14:41
DOGMATİK ZİNCİRLER,PLATON ve EĞİTİM
banner69

Türkiye Kamu- Platon’un bundan tam 2400 yıl önce yazdığı Devlet isimli eserinin 7. Bölümünde “mağara miti”, “mağara benzetmesi” ya da “mağara alegorisi” gibi isimler verilen örnek olayında, dogmatizmin nasıl oluşturulduğunu, dogmatik insanların değişmeye karşı oldukları gibi, değişmeyi savunan kimselere karşı dirençli olduklarını ve dogmaların insanın düşünme gücünü nasıl sınırladığını çok çarpıcı bir biçimde somutlaştırmaktadır.

Alegori, bir düşünceyi, davranışı ya da eylemi, daha kolay kavratabilmek için onu, yerini tutabilecek simgelerle, simgesel sözlerle, benzetmelerle göz önünde canlandırma işi olarak tanımlanmaktadır. Platon’nun “mağara alegorisi” şöyle özetlenebilir.

Alegoriye göre yaşam bir mağarada zincire vurulmak ve duvara yansıyan gölgeleri izlemeye mecbur kalmaktır. Alegoride doğdukları andan itibaren bir mağarada zincire vurulmuş halde tutsak olarak tutulan bir grup insan anlatılmaktadır. Bu insanlar sırtları mağaranın girişine bakacak ve başlarını döndüremeyecek şekilde zincire vurulmuş halde tutulmaktadırlar. Dış dünya ile hiç tanışmamışlar ve dünyaya ilişkin hiçbir bilgiye sahip değillerdir. Zaman zaman mağaranın önünden geçen insanların ve çeşitli yaratıkların gölgeleri mağaranın duvarına yansır. İnsanlar da bu gölgeleri ve yankıları gerçek zannederek, onlara isimler verirler ve sınıflandırırlar.

Günlerden bir gün, tutsaklardan biri salıverilir ve ilk kez kendini dışarıda bulur. Karanlığa alışan gözleri gün ışığından çok rahatsız olur, gözleri acır; yeni karşılaştıkları ortamı son derece karmaşık bulur. Diğer insanlar, etrafındakilerin gerçek olduğunu, gölgelerin ise sadece gerçeğin yansımaları olduğunu söylediklerinde de buna inanmaz. Karanlığa alışan gözleri gölgeleri daha net görmektedir. Giderek gün ışığına alışan tutsak, etrafındaki her şeyi daha net görmeye başlar. Objelere artık doğrudan bakabiliyor ve gölgelerin oluşmasına neden olan ışık kaynağının güneş olduğunu anlar.

Tutsak gördüklerini hâlâ mağarada zincire vurulmuş halde duran arkadaşlarına da anlatmak üzere tekrar mağaraya döner. Artık karanlığa olan alışkanlığı bittiği için, mağaradaki gölgeleri eskisi gibi net göremez. Her şeyi arkadaşlarına anlattığı halde arkadaşları ona inanmazlar ve üstelik onun dışarıya çıktıktan sonra aptallaştığına ve kör olduğuna inanırlar. Bu nedenle arkadaşlarının tüm ısrarlarına rağmen dışarı çıkmak istemezler.

Platon’un mağara alegorisindeki mağara toplumu; tutsaklar toplumun bireyselleşmemiş, araştırma ve sorgulama becerisinden yoksun cahil kesimini; zincir insanların düşünmelerini ve sorgulamalarını engelleyen dogmaları; toplum tarafından biçimlendirilen ve insanların koşulsuz olarak inanmaları istenen bilgileri sembolize etmektedir.

Mağara alegorisi, toplumlarla yüzyıllardan beri birbirine düşman olan iki anlayış arasındaki çatışmayı sembolize etmek amacıyla da kullanılabilir. Bu farklı anlayışların biri, çeşitli öğretilerin, “a priori” ilkelerin hiç değişmeyeceğini, kabul edilen bazı bilgilerin ve değerlerin mutlak gerçek olduğunu, dolayısıyla bunların araştırılmasına ve incelenmesine gereksinim bulunmadığını düşünen dogmatizm anlayışıdır. Dogmatizmde deney, gözlem, araştırma ve inceleme gibi bilimsel yollara başvurulmaksızın kabul edilen “dogma”lara mutlak bir bağlılık koşulu vardır. İnsanlık tarihi bu dogmaları incelemenin ve araştırmanın büyük günah kabul edildiği dönemlerden geçmiştir. Sözgelimi, Ortaçağ Skolastik kültüründe dogmatizm “suçlu olmayan ateşe atılsa bile yanmaz” inancını bile geliştirmiştir. Ateşe atılınca yanan kişi de doğal olarak suçlu olarak kabul edilmek durumundadır. Dogmatik bir anlayışın yetiştirdiği kişilerin, körü körüne inandığı dogmaların sorgulanması ve eleştirilmesi durumunda eli silahlı ya da sopalı zorbalar haline dönüşmesi olasılığı yüksektir. Platon’un da söylediği gibi dogmatik kimseler cehalet içinde yalnızca mutlu olmakla kalmıyor, aynı zamanda bu cehaleti dile getirenlere de düşmanlık beslemektedir.”

Bilimsel düşünce sorgulamayı, araştırmayı, neden-sonuç ilişkileri kurmayı sağlar. Bilimsel düşünen kimseler, kendilerine sunulan ve inanmalarını istedikleri dogmalara baş kaldırırlar ve zincire vurularak mağarada tutsak edilen ve kendilerine ne verilirse sorgulamadan kabul eden kimseler olamazlar. Bilimsel düşünme becerisi, insanı dogmatik zincirlerden, dolayısıyla tutsaklıktan kurtarır.

Günümüzde çocukların ve gençlerin algısını yönetmeye çalışan televizyon programları, belgeseller, haber programları ile mağaranın duvarına yansıtılan gölgeler arasında bir ilişki kurmak pek de yanlış olmayacaktır. Evde, okulda, işyerlerinde, yolculuklarda çocukların, gençlerin hatta yetişkinlerin ellerinden düşürmedikleri akıllı telefonların ve tabletlerin kitapların yerini aldığı günümüzde, düşünmeyen, sorgulamayan, araştırmayan dogmatik inançları kendisine kılavuz olarak seçen kuşakların yetiştirilmesinin yolu açılmıştır. Bu kuşakların dünyadaki gelişmeleri izleyerek, değişen toplumların gerektirdiği vatandaş niteliklerini kazanmaları ve içinde bulundukları toplumu geliştirmeleri çok mümkün görünmemektedir.

Ülke olarak, tüm toplumsal alt yapılarda, bu durumdan kurtulmanın, başka bir deyişle dogmatik zincirleri kırarak, gün ışığına çıkmanın yegâne yolunun nitelikli bir eğitim sisteminin oluşturulmasından geçtiğini, nitelikli bir eğitim sisteminin de iyi yetiştirilmiş, bilimsel düşünce yanlısı öğretmenler üzerine yapılandırılması gerektiğini bir kez daha vurgulamak gereksinimi hiç önem kaybetmemiştir. Sadece eğitim sisteminden değil, politikada, ekonomide, yargıda, savunmada, kısacası toplumun tüm alt sistemlerinde duvardaki görüntülerden ziyade, gerçek objelerle ve ışık kaynağıyla ilgilenen, dogmatik zincirlerin prangasından kurtulmuş özgür düşünceli bireylere gereksinim duymaktayız. Bu gereksinim ancak nitelikli bir eğitim ordusunun yetiştirilmesiyle başlatılacak bir kalkınma süreciyle karşılanabilir. Platon mağara alegorisi ile en çok halkı eğitmeye çalışan filozofun durumuna acıdığını vurgulamadan geçemeyiz.

Prof.Dr. Abdurrahman Tanrıöğen

Bu habere yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    banner70
    EN ÇOK OKUNANLAR
    BUGÜN
    BU HAFTA
    BU AY
    EN ÇOK YORUMLANANLAR
    BUGÜN
    BU HAFTA
    BU AY
    SENDE YAZ
    Ziyaretçi Defteri
    Ziyaretçi Defteri

    Siz de yazmak istemez misiniz?

    Ziyaretçi Defteri
    ARŞİV