18 Temmuz 2018 Çarşamba

EĞİTİMCİLER MESLEK ODASI GELİYOR...

DÜNYAMIZ NEREYE GİDİYOR?

Dünyamız bilimkurgu romanlarında ve filmlerinde tanımlandığı haline hızla yaklaşmaktadır. Ülke olarak, yukarıdaki özelliklere sahip olacağı öngörülen toplumsal dönüşümlere ne kadar hazırız?

09 Ocak 2018 Salı 20:38
DÜNYAMIZ NEREYE GİDİYOR?
banner69

Son günlerde sık olarak izlediğim “Science Nature Page” isimli bir sitede Hashem Al-Ghaili tarafından paylaşılan bir video beni oldukça etkiledi. Ghalili Almanya’da yaşayan Yemen asıllı bir “bilim açıklayıcı”sı ve tam yedi milyon hayranı olan bir internet fenomeni. İzlediğim videosu “2030, 2040 ve 2050’lerde dünya neye benzeyecek?” konulu. Doğaldır ki, Ghalili bu sentezleri oturduğu yerden yapmıyor, bilimsel verilerden yola çıkarak elde ediyor.

Ghalili’ye göre 2030 yılında dünyanın görünümü nasıl olacak?

Almanya fosil yakıtlarla çalışan otomobillerin satışını yasaklıyor. Hindistan dünyanın en kalabalık nüfusuna sahip ülke durumundadır. Cerrahlar sinirlerin güzergahlarını değiştirerek felçlilerin ellerini kollarını hareket ettirebilmelerinin yolunu açmış durumdalar. Kök hücrelerden yapay kan üretiliyor. Güneş panellerinin sayesinde elektriğin maliyeti sudan ucuz hale geliyor. Tüm dünyada satılan elektrikli otomobil sayısı 13 166 667’e ulaşıyor. 2. Tip diyabetin belirtilerini ayırabilmek için protein aşıları kullanılıyor. Bilim adamları tüm kas gerilmelerine karşı kullanılabilecek bir grip aşısı geliştirmiş durumdalar. Dünya nüfusu 8 500 766’dır. Tamamen işlevsel olan organların 3 boyutlu yazıcılar vasıtasıyla üretilip, kullanılıyor. İnsanlık on sene içerisinde Mars’a inme hazırlıkları yapıyor.

2040 yılındaki durum nedir?

Hafıza nakilleri yapılıyor; cezaevi mahkumları müebbet cezalarını bir gün içerisinde tamamlıyorlar. Yemek üreticileri yemekleri insanların beslenme ihtiyaçlarına göre tasarlıyorlar. Dünya nüfusu 9 157 230 000’e ulaşıyor. Hindistan ABD’yi geçerek dünyanın ikinci en büyük ekonomisi haline geliyor. İnternet ile birbirine bağlanan araç-gerecin sayısı 173 987 427 000’e ulaşıyor ve kişi başına internet bağlantısı olan19 araç-gereç düşüyor. Orta Doğu’nun bir bölümü ile Afrika aşırı sıcaklıktan dolayı yaşanamaz hale geliyor. İklimsel değişmelerin devam etmesi nedeniyle kitlesel göçler olmaktadır. Japon’lar dünyanın ilk uzay asansörünü neredeyse tamamlamak üzereler. Nükleer füzyon gücü ticari olarak kullanılmaktadır. Kuantum hesaplama çipleri makinalara hiç olmadıkları kadar daha hızlı öğrenme imkânı sağlıyor. Denizler üzerinde ekip-biçme olanağı tüm dünyaya yayılmış durumdadır. Sınırlı kaynaklar ve iklimsel değişmeler, yiyecek için ayaklanmalara neden olmaktadır. Alzheimer hastalığı vakaları genç kuşaklar arasında yükselmeye devam ediyor. TV’lerin yerini talep üzerine geliştirilen videolar ve online medya alıyor. Tütünün tüm dünyada yok olmuş durumda. NASA’nın gemileri Saturn’ün uydusu olan Titan’da yabancı yaşamlar aramaya devam ediyor. Space X Mars’a yeni bir grup göçme götürmek üzere ikinci insanlı uçuşunu gerçekleştiriyor. İnsan beynini robot taşıyıcılara yükleme olanağını denemek amacıyla yeni klinik testler yapılıyor.

Peki ya 2050’de dünyada neler oluyor?

İnsanlar büyük paralar vererek kendi bebeklerini genetik olarak tasarlayabiliyorlar. Yapay zekâlar insan duygularının pek çoğunu gösterebiliyorlar. Nöroteknolojiler sayesinde insanlar düşünce yoluyla iletişim kurabiliyorlar. Farklı kanser türlerine karşı evrensel aşıların kullanılması onaylanmış durumda. Dünya nüfusu yaklaşık olarak 10 143 271 720’dir. Beş milyar insan artık su sıkıntısı olan bölgelerde yaşamaktadır. Dünya nüfusunun yarısı artık miyoptur. Yerkürenin ortalama sıcaklığı 3 derece artmıştır. Kutup ayılarının neslinin tükendiği ilan edilmiştir. Daha fazla insan, çok ucuz olan yüksek teknolojili protezler taktırmak amacıyla bacaklarını kestiriyorlar. Dünya üzerinde internete bağlı olan araç-gereçlerin sayısı 237 500 000 000’a ulaşmıştır. Artık her bir kişinin internet bağlantısı olan 23 araç-gereci vardır. İngiltere, Almanya, Hindistan, Fransa ve Hollanda’da sadece elektrik ve hibrid otomobiller satılmaktadır. Yüksek teknolojili akıllı binalar kentlerin manzarasını kökten değiştirmektedir. Artık denizlerimizde balıktan çok plastik bulunmaktadır. Artık çok uzaklardaki gezegenlerin bile yüksek çözünürlüklü fotoğrafları çekilebilmektedir. İsteyen kimseler aya ucuz maliyetlerle seyahatler yapabilmektedirler. Mars’ta yaşayan insanlara gönderilen malzemeler yerine ulaşmıştır. İnsanlar artık kendi hafızalarını bilgisayarlara aktarabiliyorlar ve onları dijital olarak saklayabiliyorlar.

Görüldüğü gibi, dünyamız bilimkurgu romanlarında ve filmlerinde tanımlandığı haline hızla yaklaşmaktadır. Ülke olarak, yukarıdaki özelliklere sahip olacağı öngörülen toplumsal dönüşümlere ne kadar hazırız? Bu soruya yanıt vermeden önce, ülke gündemini meşgul eden tartışma konularına kısa bir bakış atmak yararlı olabilir. Son yıllarda hemen her gün ülkemizin din otoritelerinden kaynaklanan bazı fetvaları ve bazı din adamlarının ve medya temsilcilerinin de bu fetvalara karşı itirazlarını ülkece tartışır olduk. İşte bazıları:

“Babanın öz kızına şehvet duyması haram değildir”, “Telefon, faks, SMS ve internet ile eşinizden boşanabilirsiniz”, “Müslüman olmayanla evlenilmez”, “Milli Piyango haramdır”, “Feminizm Ahlaksızlıktır”, “Kadınları duş yaparken gizlice röntgenlemek caizdir” (Mısırlı Selefi imam Usama El Kavsi), “Bıyığı siyaha boyamak mekruh, kınayla boyamak caizdir” (Din İşleri Yüksek Kurulu), “Karınızın tecavüze uğramasına seyirci kalın, karınız başkasıyla birlikte olursa öldürün (Selefiler'in vaizi Yasir Burhami), “Suriyeli muhaliflerle cinsel ilişkiye giren kadın cennete gider” (Suudi Arabistan’da müftü Muhammed El Arifi), “Yabancı ülkede yalan söylerek bir kadınla seks yapmak caiz (Suudi Arabistan’lı din adamı Müftü Abdüllaziz Bin Baz), “Libyalı kadınların Müslüman ve Arap bile olsa yabancılarla evlenmesi caiz değil (Libya’nın Büyük Müftüsü Şeyh Sadık el-Gariyan), “Tape dinlemek de inanmak da haram” (Ali Rıza Demircan), “Mars'a gitmek haram (Abu Dabi’deki İslam İşleri Genel İdaresi’nin fetvasında), “Çalışan kadın fuhuşa hazırlık yapmış olur (Sosyal Doku Vakfı Başkanı Nureddin Yıldız), “Kızlı erkekli horon oynamak günah (Samsun İl Müftüsü Yrd. Doç. Dr. Hayrettin Öztürk), “Cinsel ilişkiye giren bir kişinin, ilişki sırasında ‘Hocasını, şeyhini hatırlaması durumunda, doğacak çocuk bereketli ve güzel ahlaklı doğar…”, "Cinsel münasebet esnasında afedersiniz eşeklerin yaptığı gibi tamamen soyunmayın. Çünkü orada melekler vardır, siz soyunursanız melekler dışarıya çıkar, şeytan da odada tek kalır ve oluşacak çocukta şeytanın nasibi olur" (Cevat Akşit). Dokuz yaşındaki kızların evlenmesinde sakınca yoktur…” Bu fetvaların sayısı daha da artırılabilir.

Bilimin hızla değiştireceği dünya toplumlarında ayakta kalabilmek ve gelişmiş toplumların sadece müşterisi konumunda olmamak için, bilimsel düşünen, sorunlarını bilimsel problem çözme becerileriyle aşabilecek kuşakların yetiştirilmesi ile mümkündür. Aksi takdirde, gelişmiş toplumların istedikleri gibi yönetebilecekleri ve sadece onlar için çalışan köle toplumlardan birisi haline gelmek kaçınılmaz olacaktır. Bu doğrultuda toplumu oluşturan her alt sistemin ve özellikle ülkemiz insanları üzerinde önemli derecede etkilere sahip olan dinsel kuramların üzerine çok önemli görevler düşmektedir. Din otoritelerinin ve dinsel kurumların artık toplumun bir kesiminde infial yaratan ve bazı örnekleri yukarıda verilen fetvalar yerine, bilimin, çalışmanın, üretmenin, eğitimin önemini vurgulayan (bu sınırlı bilgim ile kutsal kitabımızda böyle emirlerin varlığını biliyorum) fetvaları camilerde ve medyada ele almasının zamanı çoktan gelmiştir. Fetvalar, toplumsal düzeni sağlamak, toplum yaşamını dini kurallar çerçevesinde tasarlamak, insanların kafalarını meşgul eden sorulara yanıt vermek amacıyla müfessirler tarafından temel dini kaynaklardaki bilgilerin sentezlenmesiyle üretilir ve paylaşılır. Temel dini kaynaklara dayanılmadan ileri sürülen yukarıdaki fetvaların ülke gündemine getirilmesinin ve medyada tartışılmasının ne toplumsal yapıya ne de toplumsal alt sistemlere en ufak bir katkı sağlayacağını düşünmüyorum. Bu durumun devam etmesinin bizden çok farklı ve hızlı düşünme yeteneğine sahip olan Z kuşağının giderek dinden uzaklaşmasına neden olabileceğini de düşünmüyor değilim.

Prof.Dr. Abdurrahman Tanrıöğen

 

 

Anahtar Kelimeler: DünyaDeğişimBilimDin

Bu habere yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    banner74
    EN ÇOK OKUNANLAR
    BUGÜN
    BU HAFTA
    BU AY
    EN ÇOK YORUMLANANLAR
    BUGÜN
    BU HAFTA
    BU AY
    SENDE YAZ
    Ziyaretçi Defteri
    Ziyaretçi Defteri

    Siz de yazmak istemez misiniz?

    Ziyaretçi Defteri
    ARŞİV