banner37
14 Aralık 2017 Perşembe

YİNE YENİ YENİDEN BİR ÜNİVERSİTEYE GİRİŞ SİSTEMİ

17 Ekim 2017, 17:24
YİNE YENİ YENİDEN BİR ÜNİVERSİTEYE GİRİŞ SİSTEMİ
Prof. Dr. Mustafa Zülküf Altan

Ciddi ve sürdürülebilir başarılara imza atan kurum ve toplumların en önemli özellikleri genelde kurumlaşma, sorumluluk, hesap verilebilirlik ve on yıllara hatta yüzyıllara dayanan bir sistem veya sistemlere sahip olmalarıdır. Çok ciddi devlet geleneğine sahip olan ve bu ayrıntının sürekli ifade edildiği ülkemizde maalesef gün geçmiyor ki aniden bazen de önceden haberler yayılarak birden bire uygulamalar, sistemler revise ediliyor, değiştiriliyor hatta kaldırılıyor. Bütün bunlar yapılırken de maalesef değişim, reform ve yenilik gibi güncel ve popüler ifadelerin arkasına saklanılıyor.

Bir gecede uygulamasına son verilen hilkat garibesi TEOG’dan sonra geçen hafta içinde yükseköğretime giriş sınavının da değiştirildiği açıklandı. Her zaman olduğu gibi işe sınavın adının değiştirilmesi ile başlandı. 2018-2019 eğitim öğretim yılından başlamak üzere ( ne zamana kadar böyle devam eder Allah bilir) yükseköğretime giriş sınavının yeni adı Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) oldu. Yeni giriş sistemi öncekine göre çok ciddi farklılıklar ve uygulamalar içermektedir. Bunları anlayabildiğim kadarıyla sizlerle paylaşacak ve görebildiğim olası tuzaklar konusunda dikkatlerinizi çekmeye çalışacağım.

Yeni Yükseköğretim Kurumları Sınavı’nda, adaylar iki ayrı oturuma katılacaklardır. İlk oturumda, adaylar Temel Yeterlilik Testini (TYT) alacaklar. Bu testte adayların muhakeme, akıl yürütme, mantıklı düşünme odaklı sözel ve sayısal becerilerinin, yani Türkçe’yi doğru kullanma, okuma ve anlama, dil hâkimiyeti ile matematiksel ilişkilerden yararlanmanın ölçülmesi amaçlanıyor. Temel Yeterliliklerin merkezinde Türkçe ve matematik yer almaktadır. Yani tipik IQ (sayısal ve sözel zekâ) tabanlı bir test.

Bu test de 40 adet Türkçe ve 40 adet Temel Matematik soruları bulunacak ve sınavın sonucu adayların Temel Yeterlilik Testi Puanını (TYT-Puanı) belirleyecektir. Türkçe ve Temel Matematik testlerinin, Temel Yeterlilik Testi Puanının oluşmasına etkisi eşit olacaktır (%50/ %50).

TYT, önlisans ve lisans programlarının tercih edebilmesi için yükseköğretime giriş baraj puanlarını belirleyecektir. Bu sene, geçen seneki önlisans ve lisans programlarının tercih edilebilmesi için gerekli baraj puanlarında bir değişikliğe gidilmeyecektir. Adayların bir önlisans programını tercih edebilmeleri için Temel Yeterlilik Testi Puanının en az 150 olması gereklidir. Temel Yeterlilik Testi Puanı 150’nin altında olan adayların herhangi bir yükseköğretim programını tercih etme hakkı bulunmayacaktır. Temel Yeterlilik Testi Puanı 180 ve üzeri olan adaylar ise lisans programlarını tercih etmeye hak kazanacaktır. Temel Yeterlilik Testi Puanı 200 ve üzeri olan adayların bu puanları, istedikleri takdirde bir sonraki yıl için de geçerli olacaktır.

Birinci oturumdan sonra iki saatlik öğle arası verilecek ve adayların bu süre içinde temel ihtiyaçlarını karşılayabilmelerinin yanı sıra zihinsel olarak da rahatlamaları düşünülmektedir. İkinci oturumda adayların önceki yıllarda takip edilen usule uygun olarak lise müfredatına dair bilgileri düşük seviyeli düşünme becerileri kapsamında yani hatırlama, anlama, test edilecek.

'On sekizden beşe indirilen puan türlerinden tercih edilecek puan türüne göre: Sözel puanda; Türk Dili ve Edebiyatı-Coğrafya-1 testinin ağırlığı %50, Sosyal Bilimler testinin ağırlığı %50’dir. Sayısal Puanda; Matematik testinin ağırlığı %50, Fen Bilimleri testinin ağırlığı %50’dir. Eşit Ağırlık Puanda; Türk Dili ve Edebiyatı-Coğrafya-1 testinin ağırlığı %50, Matematik testinin ağırlığı %50’dir.

Yabancı dil programları için yapılan sınavda yine eskiden olduğu gibi ayrı bir haftada yapılacak ve testte 80 soru bulunacaktır.

Üniversitelere yerleştirme konusuna gelince: Önlisans programlarında; Temel Yeterlilik Testi Puanı esas alınacak. Temel Yeterlilik Puanı (TYT-Puanı): [Türkçe Testi (%50)]+[Temel Matematik Testi (%50)]. Lisans programlarında ise; Dört puan türü (Sözel, Sayısal, Eşit Ağırlık, Dil) esas alınacaktır. Sözel, Sayısal, Eşit Ağırlık ve Dil puanları hesaplanırken Temel Yeterlilik Testinin ağırlığı ise %40 olacaktır. Bu arada geçen yıl belli programlar için getirilen başarı sıralaması şartına da devam edilecektir.

Ortaöğretim Başarı Puanının (OBP) hesaplamasında herhangi bir değişikliğe gidilmediğini ve yerleştirme puanlarına etkisinin geçen seneki gibi aynı oranda olacağını öğreniyoruz. Bu arada meslek lisesi mezunlarına verilen alan odaklı ek puan uygulamasına da devam edecektir.

İddia edildiğine göre yeni sistemle, üniversiteye giriş:

-Daha yalın, sade ve kolay anlaşılabilir hale getirilmiştir.

-Sınav puan türleri 18’den, 5’e indirilerek sadeleştirme gerçekleştirilmiş ve karışıklık önlenmiştir,

-Sınav 5 hafta sonundan 1 hafta sonuna çekilmiş, 6 oturumdan 3 oturuma indirilmiştir.

-Türkçe ve Temel Matematik ’in merkezde olduğu Temel Yeterlilik esaslı değerlendiren,

-Mesleki eğitimini önemseyen ve bu kapsamda tek bir puanla farklı MYO programlarını tercih etmeye imkân verilmiştir,

-Orta öğretim kazanımlarını ve sürecini odağına alan ve önemseyen bir anlayış hakimdir,

-Önceki sistemde orta öğretim üzerinde 4 ay baskı oluşturarak, eğitimi aksatan olumsuzluğu ortadan kaldırılmıştır,

-Öğrenciler üzerindeki sınav kaygısının etkileri azaltılmıştır.

Yeni Sistemin Düşündürdükleri

Eğitimi ve bireylerin dolayısıyla ülkelerin geleceklerini sayısal ve sözel zekâlar üzerine oturtmak kadar sakıncalı ve bir o kadar da tehlikeli ne olabilir ki? Geçmişte olduğu gibi tamamen IQ odaklı bir sistemle ülkenin tek tipleştirilmesine devam edileceğini görmek acı veriyor.

Yeni sistemin ortaöğretim kazanımlarını ve sürecini odağına aldığı iddiasına katılmam mümkün değildir. Eğitim sadece sayısal ve sözel zekâların işlendiği Türkçe ve Matematikten mi ibarettir? Eğitimin amacı nedir? Bireyin sadece sayısal ve sözel zekâları işlenir ve değer görürse vicdan, merhamet, estetik, ahlak gibi değerler nasıl kazandırılacak veya kazandırılabilecek mi? Toplumların son zamanlarda yaşadığı sosyal olumsuzlukların temelinde bu değerlerin eğitim sitemleri içinde işlenmemesi ve bireylerin bu nitelikleri kazanmaması yatmaktadır. Ülkemiz de bu gruba fazlasıyla girmektedir!

Yeni sistem tıpkı eski sistemde olduğu gibi bölgeler, şehirler, şehir içindeki değişik bölgelerdeki okullar hatta devlet ve özel okullar arasındaki eşitsizliği giderememekte ve maalesef devam ettirmektedir.

Öğrencilerin aldıkları puanı bir sonraki yıl da kullanabilecek olması veya iki sene üst üste sınava giren öğrencinin hangi puanı istiyorsa o puanla tercih yapabilmesi görünüşte avantajlı bir uygulama gibi görünüyor ancak sınavlar arasındaki zorluk derecelerinin ayarlanması sıkıntı yaratabilecek ciddi bir unsur olacaktır!

Bazı okullarda Matematik ve Türkçe derslerinin diğer okullara göre daha fazla olması bu okullara bir avantaj sağlayabilir!

Bütün sistemi sayısal/sözel odaklı hâle getirmek, Türkçe ve matematik öğretmenlerine hem bir ekstra yük hem de bir ayrıcalık kazandıracaktır. TEOG sınavları süresince okulların diğer dersleri yapmadığı ve öğrencileri sadece testte yer alan derslere ve bunların testlerine yoğunlaştırdığı herkesin malumuydu! Aynı durum şimdi Türkçe ve matematik dersleri için söz konusu olacaktır! Hatta Okullara “diğer dersleri unutun benim çocuğuma sadece Türkçe, matematik derslerini ağırlıklı verin” denebilir! Bu asla göz ardı edilebilecek durum değildir!

Puan türlerinin azaltılması olumlu gibi görünürken bazı alanlar için kısıtlanmış bir puan türü yeterli düzeyde seçme yapabilmeyi engelleyebilir.

İki saatlik bir aradan sonra yoğun bir ikinci raunda girmek son derece yıpratıcı ve endişe verici olacaktır diye düşünmekteyim. Abandone olmuş, hatta knockdown olmuş bir boksör raunt arasından sonra ikinci rauntta ne yapabiliyorsa ilk oturumda zorlanan, tökezleyen veya başarısız olduğunu düşünen öğrenci ikinci oturumda bu psikolojiyle savaşmak zorunda kalacaktır. Bu durum da başarısızlığın devamı demektir! Yani iddia edildiği gibi sınav kaygısı azalmayacak hatta yeni bir tür kaygı olarak karşımıza çıkacaktır.

Son Sözler

Eskiyle yeni inşa edilemez! Bizler maalesef değişimi, reformu genelde “değişim aşkına değişim” anlayışıyla ve eski düşüncelerin yeni versiyonlarını kullanarak yapıyoruz. Bu durum da “sözde yeninin” kısa sürede yıpranmasına ve aniden ortadan kaldırılmasına sebep olmaktadır. Şimdiye kadar şahit olduğumuz pek çok örnekte olduğu gibi! Açıkçası bir yıl sonra bazı değişikliklere hatta yeni bir formata geçilirse şaşmamak lazım.

Bütün bu olanları düşündüğümde ise aklımdan geçen türkü; Denizli, Teke yöresinden “Gaydırı gubbak Cemilem, nasıl, nasıl edelim biz bu işe” oluyor!


Prof. Dr. Mustafa Zülküf ALTAN




*Bu yazının tüm hakları turkiyekamu.com'a aittir. "www.turkiyekamu.com" biçiminde aktif bağlantı kurulabilir, açık kaynak gösterilmek kaydıyla içerik kullanılabilir. Açık kaynak göstermeden yapılan alıntılar için yasal takip yapılacaktır. ©

YORUM YAZ

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

      Yorumlar
      Toplam 1 yorum mevcut

    • Şura Tekin 2 ay önce yorumlandı

      Temelden anlamlı nitelikli değişimler umudu ile...yürekten çalışmaların daim olması, Nasıl yapalım derdiyle anlamlı gayretler sağlayanların birlikte olması dileği ile SİL BAŞTAN

    EN ÇOK YORUMLANANLAR
    BUGÜN
    BU HAFTA
    BU AY
    KİM KİMDİR? Tümü
    SENDE YAZ
    Ziyaretçi Defteri
    Ziyaretçi Defteri

    Siz de yazmak istemez misiniz?

    Ziyaretçi Defteri
    ARŞİV